Türkiye’de psikoloji okuyup Fransa’da dönercilik yapmak (portre+video)
| 23 Kasım 2009 | Pinar Ersoy | 1 yorum

Cemal Çakmak, Lille’in “dönerciler sokağı” rue Massena’daki Ali Baba restoranın sahibi… Kendisi Fransa’ya geldiğimden beri tanıştığım en ilginç Türk. Randevu saatinde Ali Baba’ya gittiğimde dönerinin yanında rosé içiyordu. Cemal Bey’den çıkacak birbirinden ilginç hikayelerin ilk sinyali bu sahne oldu… (video haberin sonunda.)
Cemal Bey 1972′de Adana’da doğdu. Çocukluğunda yatılı okullara gitti. Gençliğinde hayali gazeteci olmaktı. Puanı yetmeyince Malatya Üniversitesi’nde psikoloji okumaya başladı. Ama okulda sağcılarla solcular arasındaki kavgalar ciddileşmeye başlayınca okulu bıraktı. (Kendisi sağ tarafta, hem de kavga çıkaranlar arasında oluşunu “Cahillik işte” diye hatırlıyor.)
Önce Adana’da bir şirkette muhasebecilik yaptı, daha sonra Malatya’da dönemin ünlü şirketlerinden birinde bölge dağıtım müdürü oldu. Askerlikten sonra Mersin’e yerleşip market ve cafe açtı. Ancak o sırada ortaokul aşkı olan nişanlısından ayrılınca hayatı da bir anda değişti.
Eşi için Fransa’ya taşındı
Çocukluğunda ailesiyle birlikte Fransa’ya göçen ve burada hemşire yardımcılığı yapan Nevin Hanım, İstanbul’a tatile gelmişti. Tanıdıklar fotoğrafını Cemal Bey’e götürünce ilk adım atıldı. İkili İstanbul’da tanıştı, görüştü, birkaç ay nişanlı kaldı, sonunda evlendi. Cemal Bey eşinden bahsederken “Mütevazılığı beni çok etkilemişti” diyor. Gerçekten etkilenmiş olmalı ki malı mülkü satıp, üstelik parasını da babasına bırakıp Nevin Hanım’ın peşinde Fransa’ya kadar geldi.
Türkiye’de güzel işim vardi. Kendi standartlarımda her şey dört dörtlüktü. Hiçbir şey düşünmeden, ne iş yapacağımı bilmeden bırakıp geldim. Eşim çalıştığı için kendi evi, kendi düzeni vardı. Onun evine yerleştik. Ama ben kimseyi tanımıyorum, dili bilmiyorum, kanunlardan bihaberim, arkadaş yok. Üç ay evden dışarı çıkmadım. Hanımdan sigara parası istememek için sigarayı bile bıraktım. Sonra baktım olacak gibi değil kendime bir plan yaptım. Önce 3 ay dil kursuna gittim. Sonra Fransız kanunlarını öğrendim. Sonra da çalışmaya başladım.
“Burada, çalışmanın ayıp olmadığını öğrendim”
Cemal Çakmak’ın Fransa’daki ilk işi evine 65 kilometre uzakta bir kebapçıda oldu. “Hiç unutmuyorum, ilk gün bir müşteri Nestea istedi. Utandım. Anlamamazlıktan gelip içeri kaçtım” diyor. Sonra ekliyor: “Burada, çalışmanın ayıp olmadığını öğrendim. Türkiye’de ne iş yaptığını sorarlar. Doktor musun, mühendis misin? Burada çalışıp çalışmadığını soruyorlar.”
Kebapçıdan sonra inşaatta işçilik. Sonra üç yıl bugün sahibi olduğu Ali Baba restoranda garsonluk. Sonra birkaç yıl ekmek fırını işletmeciliği. Sonunda Ali Baba restoranın patronluğu.
Cemal Bey hala günde 13-14 saat çalışıyor. Döner kesiyor, sandviçleri hazırlıyor, işinin başında duruyor. Çarşamba akşamüstleri okullar tatil olduğunda 9 yaşındaki oğlu ve 3 ve 6 yaşındaki iki kızı dükkana geliyor. Cumartesi akşamüstleri ve pazar günleri de onların… Evde iki ayrı Türk futbol kanalı var. Galatasaray’ın maçları kaçırılmıyor.
Fransa’da 10 yıldır oturma iznini yenileyerek yaşayan Cemal Bey’in vatandaşlığa geçme gibi bir merakı yok. Fransızca’yı da “işini görecek” kadar konuşuyor. Ama türkçe sohbet ederken bile “hayır” yerine “non non non” diyor. Bir de evde çocukların anneleriyle Fransızca konuşmalarını, Fransız televizyonlarını izlemelerini şart koşuyor. “Onlar bizim gibi yabancı olmasın, burada evlerinde hissetsinler” diyor. Çocuklar büyüdükten sonra 6 ay Türkiye’de 6 ay Fransa’da yaşama hayali var. Ama “Tamamen geri dönemeyiz” diyor, “artık orada da, burada olduğu gibi yabancıyız.”
Cemal Çakmak’la Fransa’da yabancı olma durumu üzerine kısa bir röportaj:
Yorumlar
1 yorum yapıldı: “Türkiye’de psikoloji okuyup Fransa’da dönercilik yapmak (portre+video)”


18 Haziran 2010 @ 22:18
siteniz süper, ama sanırsam biraz tanıtıma ihtiyacı var gibi