Fransız Usulü

Fransa haberleri ve izlenimleri

Sabiha Gökçen’den dolmuş usulü Pegasus uçuşları

| 11 Ekim 2009 | Pinar Ersoy | 3 yorum

Pegasus

Pegasus’un Avrupa kentlerine düzenlediği ekonomik uçuşlar çok çekici değil mi? Fiyatları 120 YTL’ye, hatta yeteri kadar önceden alırsanız 60 YTL’ye kadar düşüyor. Karşılığında 3-4 saatlik uçuşta suyunuza, kahvenize para ödemek zorunda kalıyorsunuz, ama önemli değil.

Ben de böyle düşündüm. Üstelik Sabiha Gökçen Havalimanı‘ndan Brüksel’e uçup oradan yarım saatte Lille’e gelmek çok işime geldi. Bugüne kadar İstanbul-İzmir uçuşlarında hiçbir sorun yaşamadığım, hatta sistematik olarak THY yerine Pegasus’u tercih ettiğim için de kararımdan bir an bile şüphe etmedim. Ama durumun vehameti daha check-in yaptırırken belli oldu.

“Yirmi dakikada bir yolcu” ritminde ilerleyen check-in kuyruğunda sıra bana geldiğinde işe yeni başladığını tahmin ettiğim, vizeleri tanımayan, yaşama kartını daha önce görmemiş olan, hatta Şengen vizesinden tamamen habersiz bir görevliyle karşılaştım. Pasaportu, bilgisayar kayıtlarını yan masadaki meslektaşlarına en az üç kez gösterdi, onları ayrı ayrı yanına çağırdı ve sonunda işlemi zor da olsa tamamladı. Benden önceki yolcularda durum aynıydı, benden sonrakilerde de değişmiş olduğunu zannetmiyorum.

Uçağın boarding saati 09.55 idi. Buna uygun olarak ailemle vedalaşıp, ağlaşıp pasaport kontrolüne gittim. Güvenlikten geçip miniskül bekleme salonuna ulaştığımda trajikomik bir sahneyle karşılaştım.

“Londra yolcusu vaaarr mııı? Londraaaa”

Önemli kısmı yabancılardan oluşan yolcular koltuklara, yere, duvar dibine oturmuş bekliyor. Bazıları ayakta dolaşıyor.  Arada sırada görevliler türkçe “Londra yolcusu vaaarr mııı? Londraaaa” diye bağırıyor. Kimseden ses yok. Bir kaç İngiliz kendi uçakları mı diye merak edip bilgi almaya çalışıyor. Sonra güvenlikten yeni geçen iki kişi kapıya geliyor ve uçağa yönlendiriliyor. Sonra bir iki kişi daha geliyor. Sonra bir iki kişi daha geliyor.

Bu rutin yaklaşık 45 dakika boyunca böyle devam etti. En son bir genç kız koşturarak uçağa gittikten sonra Londra yolcuları havalanabildi. O sırada durumun istisnai olduğunu düşünüyordum. Yanılmışım.

Rötarı inkar etme politikası

Saat 10.35’te kalkması gereken uçağımın boarding’i 10.25′de daha başlamamıştı. Görevlilere uçağa ne zaman alınacağımızı, rötar olup olmadığını sordum. “Rötar falan yok hanımefendi” dediler. İlginç. Sonra görevli polisle sohbet ederken “Bugün biraz aksilik oldu heralde” diyince “Yok burası hep böyle. Sizin uçak kaçta? Hıı.. Daha 11.00’den önce almazlar” benzeri bir yanıt verdi.

Gerçekten de 11.00 gibi, yani kalkış saatinden 20 dakika kadar sonra, uçağa doğru yola çıktık. Bir güzel yerleştik. Hostes klasik “boarding completed” anonsunu yaptı. Herkes boş koltuklara yayıldı. Ama o da ne! 15-20 dakika sonra yolcuların geri kalanı geldi. (Böylece uçaktan sorumlu hostesin dünyadan bihaber olduğu ortaya çıktı.) Bu yolcular kendilerini uçağa getirecek otobüse bindikten sonra dakikalarca beklemek zorunda kalmışlar, öyle anlattılar. Bir 15-20 dakika daha sonra tek tük yolcular binmeye başlayınca kaderimizin Londra yolcularınınkinden farksız olduğu anlaşıldı.

Hostesler kaprisli

Bu arada “Aşağı yukarı ne zaman kalkarız” diye (sinirli bir ses tonuyla olduğunu kabul etmeliyim) sorduğum hostesin “Hanımefendi uçağı pilot kaldırıyor. Bütün yolcular gelince kalkılır. Ben de bayılmıyorum beklemeye” diye bağırıp kafasını döndüğü gibi hızlı hızlı uzaklaşması olaya sürreal bir boyut ekledi. Sonunda iki saata yakın bir rötarla havalandık.

Ne diyeyim, ucuz etin yahnisi yavan olurmuş.

Daha önce Paris Charles de Gaulle havalimanında check-in kapandıktan 10 dakika sonra, uçağın kalkmasından 30 dakika önce kontuara gittiğim halde Swiss Air uçağına alınmayıp bir güzel yeni bilet almak zorunda kalmış olmam Pegasus’un bu her yolcuyu bekleme politikası karşısındaki şaşkınlığımı artırmış olabilir.

Normalde kibarlıkları, güleryüzleriyle tanınan THY, Lufthansa… hosteslerinin yerine Pegasus hosteslerinden azar işitmek ya da check-in yapan görevliye Şengen’i anlatmak zorunda kalmak ekstra gıcık olmamı tetiklemiş olabilir. Ama yine de aşırı hassas olduğumu zannetmiyorum. Üstelik korkarım benimki münferit bir olay değildi. Ne dersiniz?

Bookmark and Share

Yorumlar

3 yorum yapıldı: “Sabiha Gökçen’den dolmuş usulü Pegasus uçuşları”

  1. Pinar Ersoy
    11 Ekim 2009 @ 01:24

    Normalde bu blogda şahsi hikayeler yazmıyorum. Ama Fransız Usulü okuyucularının büyük kısmı seyahat eden kişiler… O yüzden THY’nin en büyük alternatifi olan Pegasus’la ilgili deneyimimi paylaşmak istedim.

  2. Pinar Ersoy
    13 Ekim 2009 @ 21:48

    SABİHA GÖKÇEN’DEN YANIT VAR!
    Çok şaşırdığım bir şey oldu. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın kurumsal iletişim müdürü Canan Soysal son derece sıcak bir e-posta yolladı.
    Canan Bey hem blogda çıkan yorumları önemsediğini söylüyor, hem de “yaşadığınız sıkıntı için tekrar özür diliyorum. Yazınıza konu olan yer hizmetleri personelleri süratla uyarılacaktır. Ayrıca yazınızı, uçuş yaptığınız havayolu şirketiyle de paylaşacağım” diyor.
    Sabiha Gökçen’in yeni terminali 31 Ekim’de açılıyormuş. Dolayısıyla sorunlar azalacak gibi gözüküyor. Canan Bey’in yeni terminalle ilgili aktardığı bilgiler şöyle:
    Havalimanımız yıllık 3-3.5 milyon yolcu kapasitesina karşılık bu yıl 6 milyonun üzerinde yolcuya hizmet verecektir. Sizlerin de tahmin edebileceği gibi fiziki kapasite yetersizliği hemen hemen tüm hizmetlerin verilmesinde aksaklıklar yaşanmasına neden olmaktadır. Ancak işletmeyi devraldığımız Mayıs 2008 tarihinde inşaatına başlanan ve 31 Ekim 2009 tarihinde hizmete girecek olan yeni terminal binamız yıllık 25 milyon yolcu kapasitesi ve modern yapısıyla yaşanan bu sorunların ortadan kaldırılmasında etkili olacaktır. Şirketimiz ve yeni havalimanımız hakkında ayrıntılı bilgiyi http://www.sabihagokcen.aero adresinden alabilirsiniz.

  3. Ahmet
    19 Ekim 2009 @ 04:22

    Google Alert diye bir servis var. Sitesi olan veya kendisi ile ilgili haberleri takip etmek isteyen internet kullanıcıları bu sistem sayesinde ilgilendikleri içeriklerden haberdar olabiliyorlar. Muhtemelen SGH yetkilileri yazınızdan bu şekilde haberdar olmuşlardır.

    Her ne şekilde olursa olsun, yazıyı farkettikten sonra önemsediklerini gösteren bir mail ve açıklama oldukça ince bir davranış. Yaşanılan olumsuzluk havayolu şirketinden kaynaklansa da bu konuda hava alanı yetkililerinin bir açıklama getirmesi güzel bir davranış.

    Bu tip inceliklerin tüm firmalara yayılmasını dilerim. “Müşteri her zaman haklıdır”





  • Yazarınız

    Pınar Ersoy. Galatasaray Üniversitesi'nde altı, Vatan Gazetesi dış haberler servisinde beş yıl geçirdikten sonra Lille Gazetecilik Yüksek Okulu'nda (ESJ de Lille) mastır yapmak üzere Fransa'ya taşındı.

    Temmuz 2008'den beri Lille'de yaşıyor.

    Fransız Usülü'nde Fransa gündemini meşgul eden haberleri, açıklamaları ve yorumlarıyla birlikte yayınlıyor.

    fransizusulu[@]gmail.com
  • Yeni haberler için

  • Fransız Usulu Videoları

  • Kategoriler

  • Creative Commons License
    Fransız Usulü'nde yayınlanan tüm yazılı ve görüntülü dökümanlar yazılı, kime ait olduğunun belirtilmesi ve dökümanın orijinaline link verilmesi şartıyla çoğaltılıp paylaşılabilir.