Fransız Usulü

Fransa haberleri ve izlenimleri

Café Turc nasıl bir yer? (video)

| 1 Ağustos 2009 | Pinar Ersoy | Bu habere henüz yorum yapılmadı

Türkiye Mevsimi çerçevesinde açılan Café Turc nasıl bir yer? Fransızlar’ın ilgisini gerçekten çekti mi? Eksikleri neler? İzlenimler ve videolar…

Paris’te bir akşamüstü… Louvre Müzesi’nin bahçesinde, ağaçların gölgesinde bir yandan tavla sesleri, bir yandan kahkahalar yükseliyor. Alçak, birbirlerini tanımayan grupların yan yana oturduğu koltuklarda üç kadın var. Saçları kuaförde taranmış. Beyaz tayyörleri, ipek fularları, kollarındaki mücevherleriyle hemen dikkat çekiyorlar. Arka masada Uno oynayan gençlerin çığlıklarına inat sakince sohbet ediyorlar. Kırmızı boyalı tırnaklarının arasında, Antalya’nın plajlarını, Kapadokya’nın peri bacalarını gösteren broşürlerin sayfaları dönüyor. Burası Café Turc, bu kadınlar her gün buraya gelen 1500 kişiden yalnızca üçü, ellerindekiler türk kahvelerini aldıkları standın yanında dağıtılan broşürler…

Arayıp bulmak gerekiyor

Café Turc, Tuileries Bahçesi’nın ağaçlıklı yolunda, Louvre Müzesi’nden Concorde Meydanı’na doğru yürürken yolun solunda kalıyor. İlk bakışta dikkat çekmiyor. Bıraz bakınmak, hatta yol üzerindeki cafe’lere yön sormak gerekiyor. Burada çalışan garsonlar “Merak etmeyin, tek soran siz değilsiniz. Herkes Café Turc’ü arıyor. Arka tarafa yürüyün, göreceksiniz” diye hemen tarif veriyorlar.

Arka tarafa doğru yürüyünce karşınıza sade, yarı açık bir yapı çıkıyor. Dünyaca ünlü Türk mimar Han Tümertekin’in tasarladığı yapı; kahvehane, avlu ve sahne olmak üzere üç bölüme ayrılmış. Bu üç alan hem iç içe duruyor, hem de farklı insanları farklı şekilde ağırlama imkanı veriyor. Yani bir tarafta insanlar kahvelerini içip Cemal Emden’in İstanbul fotoğrafları sergisine bakarken, diğer tarafta birileri konser izleyip alkış tutabiliyor.


Cafe Turc-Malietes konseri

Falcı için kuyruk var

Café Turc’de gün boyu türk kahvesi, çay, lokum ve baklava servisi var. Kahve 2.5, baklava 3 euro… Kazanç, Café Turc’ün işletim giderleri ve çoğu Fransa’da okuyan Türk gençlerden oluşan 25 kişilik servis ekibinin maaşları için kullanılıyor. Zaten neredeyse tüm ürünler sponsorlu. Kahveler Kurukahveci Mehmet Efendi’den; lokumlar Divan, baklavalar Güllüoğlu’ndan geliyor. Tek eksik çinili fincanlar, bakır cezveler… Café Turc’de kahveler makinede yapılıyor.

Masalarda tavla ve kağıt oynayanlar var. Ama en çok ilgi gören etkinlik fal… Café Turc’ün tek falcısının önünde, sırada bekleyen Fransız genç kızların isimlerinin yazılı olduğu bir liste uzayıp gidiyor. Marie, falcının yanından kalktığında saşkın. Bir eliyle elbisesini düzeltiyor, diğer eliyle arkadaşlarına işaret edip “İnanmıyorum” diyor, “Her şeyi bildi. Sizin bile haberiniz olmayan şeyleri bir bir söyledi. Büyülü gibi!” diyor.

Bütçesi 1.3 milyon euro

Café Turc’de her akşamüstü bir etkinlik var: Karagöz gösterisi, ebru atölyesi, dans dersleri bunlardan bazıları… Her akşam da konser düzenleniyor. Önder Focan, Nedim Nalbantoğlu, Selim Sesler, Okay Temiz gibi sanatçılar, kimi zaman yerel gruplarla birlikte sahne alıyor. Üç haftada 25 konser, 20 atölye, 5 gösteri, 2 konferans yapılıyor. Yani evet, inşaatı, işletmesi, kirası, lojistiğiyle toplam 1.3 milyon euro’luk bütçesi olan Café Turc bir başarı!



Cafe Turc-Okay Temiz atölyesi

Proje küçüldü, açılış gecikti

Ama hikayenin bir de arka planı var. Café Turc çok badire atlattı, hâlâ da bu çapta bir organizasyona yakışmayan bazı eksikleri var.

Mesela başta, Café Turc’ün Tuileries Bahçesi’nin geniş yürüyüş yolu üzerine kurulması planlanıyordu. Hatta burada büyük bir çarşı kurulması fikri bile gündeme gelmişti. Han Tümertekin ilk çizimlerini de buna göre yaptı. Ama daha sonra bunun bir yanlış anlama olduğu, Louvre yönetiminin aslında böyle bir plana izni olmadığı ortaya çıktı. 1500 metrekarelik ilk plan küçüldü, bahçenin yan kısımlarında 600 metrekarelik hale geldi.

İnşaat vakti geldiğinde bu kez ödemeler gecikti. Bürokratik kaynaklı bu problem nedeniyle şantiyeye geç girildi. Tam bu sorun halledildi derken fırtına nedeniyle çalışmalar tamamen sekteye uğradı. Sonuçta Café Turc 18 Temmuz’da, açıklanandan bir gün geç açıldı. Trakya’nın Bohemleri grubunun açılıştaki davul zurna şenliği çok görkemliydi ama cafe’nin iç tasarımı birkaç gün sonra ancak tamamlanabildi.

İşaret panosu yok

Bugün hâlâ Tuileries Bahçesi’nde ya da Louvre yakınlarında Café Turc’ün yolunu gösteren herhangi bir işaret panosu bulunmuyor. İzni yeni çıkan panoların birkaç gün içinde, yani Café Turc’ün kapatılmasına yakın yerleştirilmesi planlanıyor.

Café Turc normal şartlarda 8 Ağustos’ta kapanacak. Ama bir fincan kahvenin 40 yıl hatrı olurmuş. Fransızlar şimdiden Café Turc’ün bir süre daha açık kalması isteklerini dillendirmeye başladılar. Louvre yönetiminin buna izin vereceği şüpheli. Ama mekanın hatıra defterinde hep aynı sözler var: “Paris’te bize bu anları yaşattığınız için teşekkürler. Keşke hep burada olsanız.”

Bookmark and Share

Yorumlar





  • Yazarınız

    Pınar Ersoy. Galatasaray Üniversitesi'nde altı, Vatan Gazetesi dış haberler servisinde beş yıl geçirdikten sonra Lille Gazetecilik Yüksek Okulu'nda (ESJ de Lille) mastır yapmak üzere Fransa'ya taşındı.

    Temmuz 2008'den beri Lille'de yaşıyor.

    Fransız Usülü'nde Fransa gündemini meşgul eden haberleri, açıklamaları ve yorumlarıyla birlikte yayınlıyor.

    fransizusulu[@]gmail.com
  • Yeni haberler için

  • Fransız Usulu Videoları

  • Kategoriler

  • Creative Commons License
    Fransız Usulü'nde yayınlanan tüm yazılı ve görüntülü dökümanlar yazılı, kime ait olduğunun belirtilmesi ve dökümanın orijinaline link verilmesi şartıyla çoğaltılıp paylaşılabilir.