Fransa bir polis devleti mi? Yes it is!
| 15 Temmuz 2009 | Pinar Ersoy | 2 yorum
Tabii burada Türkiye’yle karşılaştırılacak vehamette bir durumdan bahsetmiyorum. Ama Fransa da (Batı Avrupa’nın en büyük demokrasilerinden biri olduğunu da göz önünde bulundurursak) pek uzakta sayılmaz…
Sokakta polis var, her gösteride sıra sıra panzer… Gündemde her an polis tarafından dövülen ya da tartaklanan birilerinin haberini bulmak mümkün. İnsanlar sırf tipleri “garip” olduğu için durdurulabiliyor, üzerlerinde 45 dakika uyuşturucu ararken itiraz ederlerse göz altına alınabiliyorlar.
Son bir senede gördüğüm, gazetelerde okuduğum haberlerden herhangi biri Fransa’nın polis devleti olup olmadığıyla ilgili bir yazı konusu olabilirdi. Ama son bir haftadakiler yeteri kadar iyi bir örnek olacaktır:
Paris’te geçen hafta bir grup gönüllü, Montreuil banliyösünde halk tarafından buluşma alanı olarak kullanılan merkezlerinin kapatılmasını protesto etmek için mühürlenen binanın önünde buluştu. Bu sırada polis kalabalığın üzerine yürüdü. Çıkan olaylarda polisin ateşlediği flash-ball marka kuru sıkı, Joachim Gatti (34) isimli bir yönetmenin gözünü kaybetmesine neden oldu.
Aynı günlerde bir başka banlıyöde göz altındaki 21 yaşında tutulan Mohamed Benmouna, karakolda kendini astı. Ancak Benmouna’nın ailesi ve 350 kadar bölge sakini bunun intihar olmadığını söyleyerek protesto gösterisi yaptı. Protestocular, gencin ölümünden polisin sorumlu olduğunu söylerken olası bir ihmal ya da suç ihtimaline karşı soruşturma başlatıldı.
Birkaç gün içinde artan gerilim pazartesi akşamı doruk noktasına ulaştı. “Flash-ball olayını” protesto eden 300 kişi Montreuil banliyösünde sokağa döküldü. Polis gösteriye göz yaşartıcı bomba ve dayakla karşılık verdi.
Rue89′a göre polis, göstericilerin en sakin olduğu anda kalabalığın üzerine geldi. Grup iki kez yolunu değiştirdiği halde çatışmalara engel olamadı. Polis en az 20 kişiyi tartakladı, duvara dayayıp dövdü.
Olayların sonunda 12 kişi gözaltına alındı. Ancak bu küçük grubun içinde Le Monde gazetesi için olayları takip eden bir stajyer gazetecinin de olması büyük tepki çekti.
Yeşil Parti olaya tepki gösterirken, Montreuil Belediye Başkanı da göstericileri savundu. Sosyalist Parti ise olayla ilgili soruşturma açılmasını istedi.
Bu arada flash-ball marka kuru sıkı silahların kullanımı da tartışma konusu oldu. Flash-ball mermileri 6.7 santimetre çapında bir alanda 200 joules’luk etki yapıyor.
Fransa’da nisan ayında Güvenlik Güçlerinin Etik Davranışı Üzerine Ulusal Komisyon bir rapor yayınlayarak polisin gençlere aşırı şiddet uyguladığını söylemişti. Amnesty International da aynı dönemde yayınlanan raporunda Fransa’nın polis şiddetine göz yumduğunu yazmıştı.
Fransa’da bu manzaraları görmek şaşırtıcı. Üstelik İçişleri Bakanlığı döneminde sert politikalarıyla ün yapan Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanı olması da durumu kolaylaştırmıyor.
Birkaç ay önce küçük bir hırsızlık vakası nedeniyle fark görevlerde birkaç farklı polis memuruyla konuşma fırsatım oldu. “Sarkozy’nın cumhurbaşkanı olması sizi nasıl etkiledi” sorusuna hepsi aynı yanıtı verdi: “Arkamızı daha sağlam hissediyoruz.”
Bu manzaraya karşı Fransa’da inadına bir örgütlenme kültürü olması insanın hoşuna gidiyor.
***
Fransa’da bu yıl şiddet olaylarında artış yaşandı. İçişleri Bakanı Brice Hortefeux geçtiğimiz günlerde “2002 yılından beri ilk defa şiddet olaylarında düşüş görülmüyor” dedi. Bu yıl 14 Temmuz’da geçen yıla göre yüzde 7 daha fazla (317 adet) otomobil yakıldı. Ülke çapında geçen yıla oranla iki kat daha fazla kişi tutuklandı. 14 Temmuz, özellikle banliyölerde devleti protesto fırsatı olarak görülüyor.
Yorumlar
2 yorum yapıldı: “Fransa bir polis devleti mi? Yes it is!”



17 Temmuz 2009 @ 16:33
[...] geçen gün Fransa’da polisin ne kadar etkin olduğu ile ilgili bir yazı yazmıştım. Polisin ateşlediği kuru sıkı nedeniyle gözünü kaybeden bir yönetmen, göz [...]
29 Temmuz 2010 @ 19:37
[...] mermiyle yaralandı ve bir gözünü kaybetti. Fransa’da polisin bu ve benzeri olaylarda ölçüsüz şiddet kullanımı, tepkilere neden [...]